KULAK BURUN BOĞAZ

Burun Tıkanıklıkları

Burnumuz asıl solunum yolumuzdur. İçinden geçen havayı süzer, nemlendirir ve ısısını ayarlayarak akciğerlerimizin istediği hale getirir. Ağzımızdan aldığımız hava, bu işlemlerden geçmez. Dolayısıyla alt solunum yollarımızı koruyamaz.

Burnumuz çeşitli nedenlerle tıkanabilir:

Nezle, soğuk algınlığı ve sinüzit gibi enfeksiyon hastalıkları, bu nedenlerin en sık rastlanılanıdır. Hepsi farklı hastalıklar olmasına karşın, ortak noktaları etkenin bir mikrop (mikroorganizma) olmasıdır. Bu etkenler vücudumuza farklı yollarla girebilirler. Solunum yoluyla girenler saydığımız hastalıkları oluşturur. Soğuk algınlığı ve nezle özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda insandan insana temas veya havada asılı kalan damlalar yoluyla bulaşır. Genzimizde kaşıntı, hapşırma, öksürük, ateş ve vücut kırıklığı gibi belirtiler verir. Burun yumuşak dokuların şişmesine bağlı tıkanır, bol miktarda sulu ya da koyu burun akıntısı olur. Bu durumda hastanın yatak istirahati ve şikâyetlerini giderecek ilaçlar alması, vücut direncini artıracak biçimde beslenmesi önerilir.

Sinüzit: Sık tekrarlayan nezle şeklindeki hastalıklar veya genzimizi ve burnumuzu tıkayan diğer hastalıklara bağlı gelişen, burnumuzu ve çevresindeki sinüs adını verdiğimiz boşlukları tutan mikrobik bir hastalıktır. Baş ağrısı, koyu renkli burun akıntısı, sürekli burun tıkanıklığı ile karakterlidir. Uzun süreli antibiyotik tedavisi ile hastalığın takibi gerekir.

Çocukluk yaşlarında geniz eti alerjik nezle: Geniz eti, burnumuzun arka kısmında yer alan bademcik yapısındaki organlardır. Doğumdan sonra en aktif oldukları 4-6 yaşa kadar büyür, sonra küçülerek 14-15 yaşlarından sonra kaybolur. Bazen bütün solunum yolunu tıkayacak büyüklüğe erişebilir. Bu hastalar ağzını kapatamaz, uykuda horlar, salyası akar, huzursuz uyur, asabidir, sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. Sık orta kulak enfeksiyonu yaşar.

Alerjik hastalıklar günümüzün sık karşılaşılan ve tedavisinde güçlük çekilen bir solunum problemidir. Yukarıda saydığımız bütün bulguları taklit edebilir. Genetiktir. Anne babadan bir alerjikse, çocuğun alerjik olma ihtimali yüksektir.

 

Burun etlerinin şişmesi (konka hipertrofisi): Yukarıda saydığımız hastalıklara bağlı olarak, uzun süreli burun damlası kullanımı ve sigara gibi bir takım irritan maddelerin etkisine bağlı burnumuzun içindeki yumuşak dokular sürekli olarak şişebilir. Konka hipertrofisi adını verdiğimiz bu hastalık çeşitli cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir.

Burun orta duvarını oluşturan kıkırdak ve kemik dokunun eğrilikleri (Septal deviasyon): Burnumuzun orta hattındaki duvarın eğrilikleri de cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir.

Burnunuz tıkandığında KBB Hekimine başvurunuz.

 

Geniz Eti ve Bademcik Hastalıkları

Burnumuzun arkasında (geniz eti) ve boğazımızda (bademcikler) yer alan adenoid dokulardır. Bunlarla birlikte birkaç adenoid doku daha, solunum ve gıda yoluyla ağız ve burnumuzdan giren mikropları tutarak hastalık yapmasına engel olurlar.

Bu dokuların iltihaplanması sonucu bademcik ve geniz eti enfeksiyonları oluşur.  Çocukluk yaşlarında (3-5) daha sık görülür. Yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, yutma zorluğu, konuşma güçlüğü, öksürük, burun akıntısı gibi belirtiler gösterir.  Enfeksiyona neden olan mikroplardan A grubu beta hemolitik streptokoklar ciddi kalp hastalıkları, böbrek ve eklem hastalıklarına yol açabilir. Yüksek ateşle seyrettiği için çocuklar havale geçirebilir.

Bu organların sık iltihaplanması veya ailesel nedenler sonucu büyük olması da sorun oluşturur. Geniz eti ve bademcik büyüklükleri, uykuda solunum bozukluğuna, çocuğun gelişim geriliğine, ağız ve diş yapısında bozulmalara ve orta kulak iltihaplarına yol açabilir.

Hastalıkların tedavisinde enfeksiyonun aktif olduğu dönemlerde enfeksiyonla mücadele, (antibiyotikler, ateş düşürücüler, ağrı kesiciler) gerekir. Enfeksiyonlar sık tekrarlarsa (yılda 4-5 kez akut bademcik iltihabı, arka arkaya 2 yıl, yılda 2-3 kez ) ya da büyüklüğüne bağlı yukarıda saydığımız komplikasyonlar aşamasına gelmişse cerrahi müdahale edilmesi söz konusudur.

Bu durumlarda mutlaka KBB Hekimine başvurunuz.

Orta Kulak İltihapları (Otitis Media ):

 

Kulak zarının içinde; çekiç, örs, üzengi kemikçiklerimizin olduğu, ekmek içi manzarasında küçük hava boşlukları ile devam eden küçük boşluğun mikroplarla etkilenip,  iltihaplanmasıyla oluşur.

Normalde steril (mikropsuz) olan bu boşluk, bir tüp aracılığı ile (östaki tüpü) geniz boşluğuyla bağlantılıdır. Mikroplar daha çok bu yolu kullanarak orta kulağa gelirler.

Her yaşta görülebildiği gibi çocukluk yaşlarında daha sıktır.  2 yaşına kadar her bebek en az bir kez orta kulak iltihabı geçirebilir. Bunda östaki kanalının yapısı ve çocukların enfeksiyonlara karşı direnç düşüklüğü göstermesi etkilidir.

Orta kulak iltihabı başlangıcında boşlukta iltihap birikir, kulak zarı kızarır, bombeleşir, bir müddet sonra da (eğer tedavi edilmezse)  kulak zarını delerek dış kulak yoluna akar. Zar delinene kadarki dönem “Ani Orta Kulak İltihabı”, sonraki dönem de “Kronik (uzamış) Orta Kulak İltihabı” diye isimlendirilir.

Ani orta kulak iltihabı döneminde şikâyetler daha gürültülüdür, çok ciddi kulak ağrısı vardır. Buna ateş (40 dereceye çıkabilir), halsizlik, iştahsızlık gibi genel hastalık belirtilerinin yanında, işitme azlığı, kulakta uğultu gibi kulak bulguları da eşlik eder.

Kronik tipte ağrı zaman zaman olabilir, ancak işitme kaybı daha belirgindir, uğultu çınlama gibi şikâyetler olabilir. Hastada artık çeşitli büyüklüklerde kalıcı kulak zarı deliği vardır. Bunlara zaman zaman iltihaplı kulak akıntısı eşlik eder. Akıntılı geçen, tedavi olmayan her gün, orta kulak yapılarının (kemikçikler ve diğer yapılar) tahribatı artar.

Ani orta kulak iltihabı, ısrarlı antibiyotik ve yardımcı ilaç tedavileriyle düzeltilebilir.

Kronik orta kulak iltihaplarıysa cerrahi müdahale gerektirebilir.